Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2025/1728 E. 2026/2848 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI :2023/1463 E., 2024/1289 K.

SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama

HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılanlar ...ve...'ya karşı kasten yaralama suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286/2-a ve 286/2-d maddeleri uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar ...ve...hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2022/120 Esas, 2023/233 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2023/1463 Esas, 2024/1289 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca, esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunmaya, suç işleme kastı olmadığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, suç vasfına, sanığın beraat etmesi gerektiğine,

B.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, delilerin hatalı değerlendirildiğine, gerekçeye, meşru savunmaya, suç vasfına, haksız tahrikin derecesine, sanığın beraat etmesi gerektiğine,

ilişkindir.

III. GEREKÇE

1.Sanık ...'ın katılanı batında göbek hizası solunda ve hemen altında iki adet, sol baldır dış yüzde 2 adet olmak üzere kesici delici aletle hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı olayda, katılandaki yaralanmanın niteliği dolayısıyla meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre sanıklar hakkında teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında makul (orta) hadden ceza tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık ... tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçta kullanılan aletin elverişliliği, darbe sayısı, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı gözetildiğinde suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, olayda meşru savunma hükümlerinin uygulama koşullarının oluşmadığı, katılandan sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Tüm dosya kapsamına göre, sanıklar...ve ...'ın kardeş oldukları, inceleme dışı sanık ... ile aralarında husumet bulunduğu, olay günü gece saat 02.00 sıralarında sanıklar..., ...le ...ve ...'ın ... büfenin önünde birlikte sohbet ettikleri sırada, karşıdan katılan sanıklar ..., ...ve...'nın ellerinde sopa ve tabanca bulunur halde geldikleri ve taraflar arasında kavga başladığı ve bu kavga sırasında sanık ...'ın katılanı bıçakla adli tıp raporunda belirtildiği şekilde yaraladığı olayda; olayın ..., ...ve...'nın saldırısıyla ani bir şekilde gelişmiş olması, olay anına ilişkin görüntülerden sanık ...'ın kavganın başlangıcında olay yerinden kaçarak ayrıldığının görülmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın diğer sanık ...'ın eylemine iştirak ettiğine dair mahkumiyetine yetecek derecede kesin delil elde edilemediğinden sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

A.Sanık ... hakkında katılanlar ...ve...'ya yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümler yönünden;

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılanlar ...ve...'ya karşı kasten yaralama suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a ve 286/2-d maddeleri uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden:

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2023/1463 Esas, 2024/1289 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

C. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden:

Gerekçe başlığı altında (3) nolu paragrafta açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2023/1463 Esas, 2024/1289 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesine,

Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2026 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanıklar...ve ... kardeşler haklarında ...’u kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesince TCK 37/1, 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 58. maddeleri uygulanarak 6 yıl 3 Ay hapis cezası verildiği, verilen kararın istinafı üzerine,

İstanbul BAM 1. Ceza Dairesince, ‘‘İstinaf Başvurularının Esastan Reddine’’ karar verildiği, kararın temyizi üzerine;

Sayın çoğunluk olayda, sanık ...’nun Beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, olayda bu sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz, Şöyle ki;

Sanıklar ... ile ...’nun kardeş oldukları, olay günü sanıklar..., ...,...... bir tarafta; ..., ...... ve kimliği belirlenemeyen bir kişi olduğu halde tarafların kavgaya tutuştuğu, ... ve ...’da tabancanın da bulunduğu,

Olayda ...,... ve ...’ın bıçaklarla yaralandığı, özellikle ...’ın göbek ve karnından 2 bıçak, yine sol baldırdan 2 bıçak darbesi alarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, ...ın da sağ uyluktan 1 kurşun yarası ile yaralandığı,...’ın alınan ifadesinde olayda kendisine ...ın yumrukla vurduğunu, yere düştüğünü, sonrasında kardeşi olan...’ın da bıçakla kendisini yaraladığını belirttiği, olayda sanık kardeşler ... ve...’ın mağdur ...’ı fikir ve irade işbirliği içinde olarak ve olay üzerinde de en baştan beri hakimiyet kurarak iştirak halinde hayati tehlike geçirecek şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettikleri nedenle, her iki sanığa da yerel mahkemece öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın esastan Red edildiği,

Olayda aleyhe temyiz olmadığından, ...’un yaralanması bıçakla karından 2 adet yara ile hayati tehlike olmasına rağmen, TCK 35. maddede belirtilen teşebbüsten dolayı (9 yıl-15 yıl) arasında makul (orta) hadden ceza verilmesi gerekirken, 10 yıl ceza verilmesi nedeniyle eleştirilerek onama kararı verilmesi gerektiği,

Sonuçta, taraflar arasında karşılıklı kavga esnasında, fikir ve irade iş birliği içinde olan ve olay üzerinde hakimiyetleri olan iki kardeş sanıklardan ...ın ...’ı yumrukla yaralaması ve düşürmesi diğer kardeşi sanığın da 2 bıçakla karnından, 2 bıçakla baldırdan olmak üzere hayati tehlike geçirecek şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettiklerinden,

Kararın eleştirilerek Onanması gerekirken, ...akkında Beraat kararı veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.

K A R Ş I O Y

Kardeş olan...ve ...ın olay günü gece saat 2.00 da sanıklar ...ve...le bir büfenin önünde sohbet ederken aralarında husumet bulunan sanıklar ... ...ve... tarafından ellerinde sopa ve tabanca ile saldırıya uğramaları üzerine sanık ...’ın elindeki bıçak ile ... ...ve...’yı vücutlarının çeşitli bölgelerinden yaraladığı, katılan sanık ...'ın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı; katılan sanık ...'nın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, katılan sanık ...'ın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu olayda, sanık ...’ın...ın eylemine iştirak etmediği gerekçesiyle beraat etmesi yönündeki çoğunluk görüşüyle ihtilaf bulunmamakla birlikte sanık ...’ın tüm sanıklara karşı yaralama kastıyla hareket ettiği ve TCK m. 27/2’de düzenlenen meşru savunmada sınırın aşılmasına ilişkin hükümden yararlanması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.

Görüntü kayıtlarına göre sanığın arkadaşlarıyla sohbet ederken silahlı ve sopalı dört kişinin saldırısına uğramış olması, kardeşi olan diğer sanık ...’ın hemen olay yerinden kaçması nedeniyle saldırganlarla baş başa kalması, saldırıda bulunanaların sopa ve silah kullanarak sanığa saldırıya devam

etmeleri, sanığın eilindeki bıçağı karşı taraftan gelen ısrarlı ve vücut bütünlüğüne yönelik ağır ve haksız bir saldırıyı def etmek zorunluluğu altında kullanmış olması, hususları dikkate alındığında bıçak ve silahla yapılan yaşam hakkına yönelik haksız bir saldırıya karşı savunma amacıyla sanığın, bu saldırıyı defetmek için zorunlu bir tepki verdikleri kabul edilmelidir. Diğer bir ifadeyle sanığın verdiği tepki, maruz kaldıkları ağır ve haksız saldırıyı defetmek ve kendilerini korumak amacıyla verdikleri doğal ve zorunlu bir refleks niteliğindedir.

Öte yandan, söz konusu olayda meşru savunma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi için asıl üzerinde durulması gereken konu, savunma ile saldırı arasında orantı bulunup bulunmadığıdır. Meşru savunma durumunda saldırı ve savunma arasında orantı kullanılan araç, aracın kullanımı ve zarar verilen hak açısından değerlendirilmelidir. Saldırıda kullanılan araçla, savunmada kullanılan araç arasında orantı bulunması gerekmekle birlikte, bu orantı araçların aynı olması manasına gelmemektedir. Dört kişi tarafından sopa ve silahla yapılan bir saldırıya karşı sanığın bıçakla karşılık vermesi orantısız değildir. Yine saldırı sanığın vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan, maktulün vücut bütünlüğüne zarar verilmesi halinde, saldırıya uğrayan hukuki değer ile korunan hukuki değer arasında orantı olduğu kabul edilmelidir.

Savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda burada asıl tartışılması gereken husus, sanığın savunmasının saldırıyı defetmeye yarayacak ve yetecek ölçüde olup olmadığıdır. Dört kişi tarafından sopa ve silahla yapılan bir saldırıya karşı sanık, biri hayati tehlike oluşturacak şekilde üç kişiyi yaramıştır. Sanığın karşıdakilerden birini hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralamasının orantılı bir tepki olmadığı kabul edilmelidir. Ancak savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda değerlendirmede bulunurken, TCK m. 27/2’nin göz önünde bulundurulması zorunludur. Söz konusu hükme göre, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmeyecektir.

TCK m. 27/2’de sadece meşru savunma bakımından uygulanabilecek kusurluluğu kaldıran bir cezasızlık nedeni düzenlenmiştir. TCK’nın 27. maddesinin 2. fıkrasında, hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşru savunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre bu hükmün uygulanabilmesi için; 1- Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması, 2- Saldırıya ilişkin şartların var olması, 3- Savunmaya ilişkin şartlardan ölçülülük ya da orantılılık şartının, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması, 4- Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, meşru savunmada sınırı aşan faile CMK’nın 223/3-c maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir. Bu durumda, kişinin, maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyla davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılmayacağı kabul edilir. Dolayısıyla, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise böyle bir durumda kişinin meşru savunmanın sınırlarına titizlikle riayet etmesi her zaman beklenemeyeceğinden faile ceza verilmeyecektir. Bu bağlamda, bu hükmün uygulanabilmesi için aşağıdaki iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir.

Öncelikle meşru savunmanın saldırı ve savunmaya ilişkin şartlarının olayda gerçekleşmeli, ancak meşru savunmada sınırın aşılmalı, diğer bir ifadeyle savunmanın gerekli ve zorunlu olanın ötesine geçmelidir. Bu durumda gerçek manada bir meşru savunma durumu söz konusudur, ancak kişi saldırının etkisiyle meşru savunma sınırını aşmakta, yani kişinin kendini savunmak amacıyla kullandığı araç veya kuvvet saldırının gerektirdiği orandan fazladır. Olayımızda sanığın kendini savunurken bıçakla verdiği zararın savunma için gerekli olandan fazla olduğu, yani meşru savunma sınırının aşıldığı kabul edilmelidir. Söz konusu cezasızlık nedeninin uygulanmasının ikinci şartı ise sınırın aşılmasının heyecan, korku veya telaştan kaynaklanması gerekmektedir. Buna göre meşru savunmada sınırın aşılması kişinin psikolojik durumundan kaynaklanmalıdır. Ancak kişinin bu cezasızlık nedeninden yararlanabilmesi için sınırın aşılmasının nedeni haksız saldırı etkisiyle oluşan heyecan, korku ve telaş şeklindeki psikolojik durumdur. Sınırın aşılmasında failin psikolojik durumu nedeniyle mazur olup olmadığının değerlendirilmesinde, saldırının şekli, saldırıda kullanılan araçlar, saldırının gerçekleştiği zaman, saldırganın ve failin fiziki durumları ve failin içinde bulunduğu psikolojik hal dikkate alınmalıdır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, karşılarındaki grubun sayısal fazlalığı, saldırıdaki kararlılıkları, saldırı sırasında vücut bütünlüğüne ağır zarar verebilecek hatta hayati tehlikeye neden olabilecek sopa ve silah kullanılmış olması, sanığın bıçağı kendini savunmak amacıyla hedef gözetmeksizin kullanmış olması ve karşıdakilerden ikisinin basit şekilde yaralanmış olması karşısında sanığın öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiği yanında, sanığın heyecan, korku veya telaş nedeniyle kendilerini savunma güdüsüyle hareket ettiği ve TCK m. 27/2. uyarınca sanığa ceza verilmemesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

§