Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2025/1707 E. 2026/119 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/135 E., 2024/2538 K.

SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2019/240 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.09.2024 tarihli ve 2023/135 Esas, 2024/2538 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olmadığından bahisle suç vasfına ve haksız tahrike ilişkindir.

III. GEREKÇE

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanık ile katılan arasında önceye dayalı husumetin varlığı, suçta kullanılan silahın öldürmeye elverişliliği, darbe sayısı ve yerleri, hedef alınan bölgeler, katılandaki yaralanmanın ağırlığı ve niteliği nazara alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde ve yaptırımın buna göre belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Dosya içeriğinden; 2006-2007 yılları arasında sanığın eşi ile katılanın evlilik birliği içerisindeyken ilişki yaşanmış olduğu ve bu ilişki neticesinde sanığın evlilik birliğinin sonlandığı anlaşılmakla, sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi "haksız tahrik" yönünden yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.09.2024 tarihli ve 2023/135 Esas, 2024/2538 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.01.2026 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Atılı davada uyuşmazlık konusu husus sanık hakkında TCK 29 maddenin koşullarının oluşup oluşmadığı yolundadır.

İncelenen davamızda suç tarihinin 06.09.2019 olduğu açıktır. Sanığın eski eşi 2006-2007 yıllarında ... yani mağdur ile bir ilişki yaşamıştır. Sanık bu nedenle müştekiyi tanımaktadır. Hatta askerden gelince öğrendiği bu ilişki nedeniyle sanık eski eşinden de boşanmıştır. Bu süreçten sonra sanık yeni bir evlilik yapmıştır. Aradan en az 10 yıl geçtikten sonra sanık otogarda mısır satan katılanı görünce aracından aldığı tüfekle katılan doğru ateş etmiştir. Eylem adam öldürmeye teşebbüs olarak tanımlanmıştır.

Mevcut davada sanık yasanın kendisine verdiği hakları kullanıp toplumsal kabulü gerçekleştirecek şekilde sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı söylenen karısını zaten boşamış ve yeni bir evlilik yapmıştır. Üçüncü kişi durumundaki katılan ise bu süreçte sanığı rencide edecek bir başka davranışta bulunmamıştır. Aradan 10 yıl (en az) geçtikten sonra sanığın artık kendi üzerinde elem ve keder oluşturacak bir duruma maruz kaldığı söylenemez aksi durumda çok önceye dayalı olan ve hukuken sulh yolu ile (bu davada boşanma ile) sonuçlanmış eylemden dolayı failin bir suç işlemesi kendiliğinden hak almayı kabul edilebilir hale getirir. Kaldı ki bu davada silahla saldırıya uğrayan kişinin sanığın eski karısı dahi olmadığı açıktır. Fail üzerindeki haksız hareketin varlığının yarattığı etki artık tüm kriterlere göre zaman içinde yok olup gitmiştir. Tabiri caiz ise artık bir zamanaşımı oluşmuştur.

Bu gerekçelerle 10 yıl önce boşanmış olduğu karısının evli iken sadakatsizlik yaptığı üçüncü kişinin bu kadar uzun bir süre sonra (ve tevali eden sair bir haksızlık delili yokken) saldırıya uğramasında fail lehine haksız tahrik hükümleri uygulanamaz.

Sanık lehine haksız tahrik hükümleri uygulanması yolunda bozma görüşü bildiren Sayın çoğunluğa bu gerekçelerle iştirak etmiyorum.

§