"İçtihat Metni"
D U R U Ş M A T A L E P L İ
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/655 E., 2024/1809 K.
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2024 tarihli ve 2023/419 Esas, 2024/45 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62... . maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 11.09.2024 tarihli ve 2024/655 Esas, 2024/1809 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe), katılan vekili, sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son, 29/1, 62/1, 58... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; öldürme kastı ile hareket eden sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının ve sanığa az ceza verilmesinin, katılan lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğuna, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğine ilişkindir.
3. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın kendini savunmak ve korumak amacıyla hareket ettiğine, yaralama kastı ile hareket etmediğine, zorunluluk hali, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından yaralama kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ve katılan arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumet bulunmaması, darbelerin şiddeti, katılandaki yaraların yeri ve niteliği, sanığın eylemine herhangi bir engel yokken kendiliğinden son vermesi hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda suç vasfının neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak kabulünde isabetsizlik olmadığı, zorunluluk hali, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu, sanık ve katılan hakkında karşılıklı olarak mahkumiyet kararı verilmesi karşısında katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın eylemi sebebiyle katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı anlaşılan olayda; sanık hakkında, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi uyarınca temel cezaya hükmedilirken, aynı Kanun'un 61. maddesindeki ölçütler ve 3.maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt ve üst sınır arasında sonuca etkili ve makul bir ceza tayini gerekirken, sanığın eylemi ile orantılı olmayan şekilde temel cezanın 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz istemleri "eksik ceza tayini" yönünden yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 11.09.2024 tarihli ve 2024/655 Esas, 2024/1809 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ...'in değişik gerekçe ile hükmün bozulması gerektiğine yönelen karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Sanık ile mağdur arasında sabah saatlerinde yaşanan tartışma nedeniyle husumetin bulunduğu, olay saatinde de sanık ... ile katılan mağdur ...'in tekrar tartışmaya başladıkları, tartışma sırasında sanık ...'ın olay yerine üzerinde getirdiği bıçak ile birden çok kez mağduru yaraladığı, bıçağı olay yerinde aldığı yönündeki savunmasını dinlenen tanık beyanları tarafından doğrulanmadığı, bu bıçak ile mağdurun hayati bölgeleri olan karın bölgesini de hedef aldığı, sanığın mağdurda hedef aldığı bölgenin insan hayatı üzerinde olumsuz sonuçlar meydana getirebilecek bir vücut bölgesi olduğu, alınan adli tıp raporunda batında epigastrik bölgede tanımlanan kesici-delici alet yarasının batına nafiz olduğunun ve mide ön duvarında yaralanmaya yol açtığının belirtildiği, bu durumun mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu, sanığın eylem sonrasında ağır şekilde yaralanan mağduru olduğu yerde bırakıp gittiği, mağdurun aldığı yaralanma sonucunda acil olarak operasyona alındığı, başarılı ameliyat sonucunda sağlığına kavuştuğu, sanığın birden çok kez bıçağı sapladığı yönündeki mağdur beyanını raporun doğruladığı görülmekle, tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasındaki husumet, silahtan sayılan bıçağın ölüm meydana getirmeye elverişliliği, yaranın niteliği, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde sanığın fiilinin öldürme kastını içerdiği ancak sanığın elinde olmayan sebeplerle ölümün gerçekleşmediği, gerçekten olay nedeniyle katılanın ölmüş olması halinde sanığın eylemini TCK 87/4. maddesinin uygulanması şeklinde değil, TCK 81. maddesinde belirtilen kasten insan öldürme suçu olarak kabulünde zorunluluk bulunması karşısında, sanığın eyleminin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğundan, yaralanma şeklindeki hükmün vasıf yönünden bozulması gerekirken, başka nedenden dolayı bozmaya ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım.