"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1710 E., 2023/1808 K.
SUÇLAR : Kasten öldürme
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1.maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2021/274 Esas, 2022/233 Karar sayılı kararı ile;
A. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca 2. kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
B.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 29/1 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 18'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
C. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 29/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/1710 Esas, 2023/1808 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin sanık ..., ..., sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik indirimi uygulanmaması gerektiğine,
B.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik indirimi uygulanmaması gerektiğine, tasarlamaya,
C.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, delillerin hatalı değerlendirildiğine,
D.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma ve sınırın aşılmasına, iştirake, haksız tahrikin derecesine, takdiri indirim uygulanması gerektiğine,
E.Sanık ...' ın temyiz sebepleri özetle; atılı suça iştirak etmediğinden bahisle suçsuz olduğuna,
F.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, eksik incelemeye, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğine,
G.Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, takdiri indirime, meşru savunmaya, sanığın beraat etmesi gerektiğine,
H.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, sanığın beraat etmesi gerektiğine
I.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, sanığın beraat etmesi gerektiğine,
İ.Sanık ... ve ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrike, yardın eden olarak değerlendirilmesi gerektiğine, takdiri indirime,
ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Sanıkların kovuşturma aşamasında birden fazla avukatla temsil edildikleri ve aralarında menfaat çatışması bulunmadığı değerlendirildiğinden tebliğnamedeki (2) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki (1) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıklar ... ve ...'in müşterek fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, suç vasfının doğru belirlendiği, sanıkların öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanıklar aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, olayda meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanıklar ..., ..., ... ve ...'e yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin ve tahrik derecesinin doğru olarak belirlendiği, diğer sanıklar yönünden haksız tahrik koşullarının oluşmadığı, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme ve bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Tüm aşamalarda sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden aleyhe temyiz bulunduğu da dikkate alınarak, mükerrir olan sanık hakkında, hapis cezasına hükmedildiği halde 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
5. Olay tarihinde ..., ... ve ...'ın ... Restaurant isimli iş yerine gittikleri, sonrasında yanlarına ... ile ...'in geldiği aralarında meydana gelen tartışma sonucunda arbede çıktığı ve tarafların restauranttan ayrıldıkları, husumetin bu tartışma ile başladığı , ... ile ... ve ...'ın babası ...'ın telefonla görüşerek ... meydanında buluşmak için anlaştıkları, olay yerine ilk olarak ..., ..., ... ve ...'ın içerisinde bulunduğu ... marka aracın gelerek durduğu, içerisinden dört şahsın indiği ve beklemeye başladıkları, bu esnada içerisinde ..., ..., ... ve ...'ın bulunduğu 33 E. 7.. plakalı Ford ... marka aracın yukarıda belirtilen şahısların yanında durmayarak biraz daha ilerledikten sonra yol kenarında durduğu, ardından içerisinde ..., ... ve ...'in bulunduğu 06 A.. 1.. plakalı Ford ... marka aracın saat meydanına gelerek yolun ortasında durduğu, kamera görüntülerine göre arka yolcu sağ tarafta bulunan sanık ...'in araçtan inmeyerek ve camı açmak suretiyle saat meydanında bulunan şahıslara ateş ettiği, aracı kullanan şahsın sanık ... ve ön yolcu kısmında oturan şahsın sanık ... olduğu ve şahısların hiç birinin araçtan inmediği, sürücü ...'in, ... tarafından ateş edildiği esnada da aracı hareket ettirmeyerek olay yerinde beklediği, bu esnada ..., ... ve ... 'ın olay yerinden kaçtıkları, ...'ın montunun cebinden çıkardığı silah ile karşılık verdiği, 06 A.. 1.. plakalı aracın olay yerinden uzaklaşmaya başladığı sırada maktul ...'ın aracın arkasından koşarak ateş ettiği, bu esnada olay yerinin hemen ilerisinde bulunan 33... .. plakalı araç içerisinde bulunan şahıslardan ...'in inerek maktul ...'a tüfek ile iki el ateş ettiği ve bu araçta bulunan şahıslarla birlikte olay yerinden uzaklaştıkları, maktul ...'nın yürüyerek saat meydanına doğru geldiği sırada olay yerine gelen inceleme dışı ..., ... ..., ... ile ... ve ... arasında arbede yaşandığı, kavganın devam ettiğini öğrenen sanıkların hep birlikte aynı araçlarla yeniden olay yerine geldikleri ancak polisleri görünce araçlardan inmeden hep birlikte kaçıp saklandıkları olayda;
sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in silah ve tüfekle ateş eden ... ve ... ile maktule karşı kasten öldürme suçunu işlemek hususunda önceden fikir ve irade birliği içinde bulundukları ve sanıklar ... ve ...'in eylemleri sırasında maktule herhangi bir müdahalede bulundukları tespit edilemediğinden, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak suça katıldıklarına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, kesin bir belirleme yapılmadığı ancak sanıklar ... ve ...'in silahla ateş ettiği sırada yanlarında yer almak suretiyle suçun işlenmesini kolaylaştırdıkları ve kasten öldürme suçuna yardım eden olarak iştirak ettiklerinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesinin uygulanması yerine, 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi uygulanmak suretiyle fazla cezalar tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
6. Tüm aşamalarda sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden aleyhe temyiz bulunduğu da dikkate alınarak, mükerrir olan sanık hakkında, hapis cezasına hükmedildiği halde 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1.Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/1710 Esas, 2023/1808 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1.fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2. Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde (4) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılanlar vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri tekerrür yönünden yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/1710 Esas, 2023/1808 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin fıkradan sonra gelmek üzere "Sanığın adlî sicil kaydına konu Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2019/67 Esas ve 2019/234 Karar sayılı ilâmı ile verilen ve 19.12.2019 tarihinde kesinleşen ilâmı nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (5,6) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısı, sanık ..., sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri iştirakin derecesi ve tekerrür yönünden yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 14.11.2023 tarihli ve 2023/1710 Esas, 2023/1808 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. fıkrası gereği Tebliğname’den farklı düşünceyle oy çokluğu ile BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklukta geçen süre dikkate alınarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. fıkrası uyarınca İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesine,
Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.02.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Kanun’un 37. Maddesindeki "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
"Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde;
"(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,
"Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde;
"(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b)Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Şerikliğin gerçekleşme şekillerden biri yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir.
Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; "suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak" ve "suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak"tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; "suç işlemeye teşvik etmek" ve "suç işleme kararını kuvvetlendirmek", "fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek" ve "suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek"ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir.
Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez.
Bu açıklamalar ışığında;
Olay tarihinde ..., ... ve ...'ın ... Restaurant isimli iş yerine gittikleri, sonrasında yanlarına ... ile ...'in geldiği aralarında meydana gelen tartışma sonucunda arbede çıktığı ve tarafların restauranttan ayrıldıkları, husumetin bu tartışma ile başladığı , ... ile ... ve ...'ın babası ...'ın telefonla görüşerek ... meydanında buluşmak için anlaştıkları, olay yerine ilk olarak içerisinde ..., ..., ... ve ...'ın içerisinde bulunduğu ... marka aracın gelerek durduğu, içerisinden şahısların indiği ve beklemeye başladıkları, bu esnada içerisinde ..., ..., ... ve ...'ın bulunduğu 33 E. 7.. plakalı Ford ... marka aracın yukarıda belirtilen şahısların yanında durmayarak biraz daha ilerledikten sonra yol kenarında durduğu, ardından içerisinde ..., ... ve ...'in bulunduğu 06 A.. 1.. plakalı Ford ... marka aracın saat meydanına gelerek yolun ortasında durduğu, kamera görüntülerine göre arka yolcu sağ tarafta bulunan sanık ...'in araçtan inmeyerek ve camı açmak suretiyle saat meydanında bulunan şahıslara ateş ettiği, aracı kullanan şahsın sanık ... ve ön yolcu kısmında oturan şahsın sanık ... olduğu ve şahısların hiç birinin araçtan inmediği, sürücü ...'in, ... tarafından ateş edildiği esnada da aracı hareket ettirmeyerek olay yerinde beklediği, bu esnada ..., ... ve ... 'ın olay yerinden kaçtıkları, ...'ın montunun cebinden çıkardığı silah ile karşılık verdiği, 06 A.. 1.. plakalı aracın olay yerinden uzaklaşmaya başladığı sırada maktul ...'ın aracın arkasından koşarak ateş ettiği, bu esnada olay yerine belli bir mesafe uzakta bulunan 33... .. plakalı araç içerisinde bulunan şahıslardan ...'in maktul ...'a tüfek ile ateş ettiği ve bu araçta bulunan şahıslarla birlikte olay yerinden uzaklaştıkları, maktul ...'nın yürüyerek saat meydanına doğru geldiği sırada olay yerine gelen inceleme dışı ..., ... ..., ... ile ... ve ... arasında arbede yaşandığı, kavganın devam ettiğinin öğrenen sanıkların hep birlikte yeniden olay yerine geldikleri ancak polisleri görünce araçlardan inmeden hep birlikte kaçıp saklandıkları kabul edilen olayda;
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in silah ve tüfekle ateş eden ... ve ... ile maktule karşı kasten öldürme suçunu işlemek hususunda önceden fikir ve irade birliği içinde bulundukları ve sanıklar ... ve ...'in eylemleri sırasında maktule herhangi bir müdahalede bulundukları tespit edilemediğinden, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak katıldıklarına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, kesin bir belirleme yapılmadığı ancak sanıklar ... ve ...'in silahla ateş ettiği sırada yanlarında yer almak suretiyle suçun işlenmesini kolaylaştırdıkları ve kasten öldürme suçuna yardım eden olarak iştirak ettikleri şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Şöyleki; sanıkların tamamı önceden sorun yaşanılan maktul ve ...'ın babaları ...'la sanık ...'in dövülmesi ve oğullarına çeki düzen vermesi amacıyla yapılan konuşmada oğulları iyi yaptı cevabını veren ...'la bu meseleyi konuşmak, tartışmak ve gerekirse dövüşmek amacıyla olay yerine gelmiş olsalar da, sanık ...'te tabanca ve kendisi sanık sanık ...'nin kullandığı 06 A.. 1. Plakalı araçta bulunmasına rağmen sanık ...'in kullandığı 33... .. plakalı araca binen sanık ...'ın lazım olur düşüncesiyle bıraktığı av tüfeği bulunmasına karşılık bu iki silah dışında,
Diğer sanıklarda ateşli silahların bulunmaması,
Tüm sanıkların bekleyen 4 şahsa karşı gerek ateşli silah veya sopa veya bedenen dövüşerek zarar verme düşünceleriyle olay yerine gelmeleri durumda iki araç olay yerine geldiğinde topyekün tüm sanıkların araçlardan inerek tüm güçleriyle saldırıya geçmeleri ihtimal dahilindeyken dönemeç ve uzak bir yere park etme nedeniyle 33... .. plakalı araç içerisindeki sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın bekleyen müştekiler ve maktulü göremeyecek durumda bulunmaları,
Sürücü sanık ...'nin dönemeçte duraklaması sırasında sanık ...'in tabancayla önce müştekiler ..., ... ve ... 'a ve daha sonra yakındaki park halindeki otomobilin arka tarafını siper alan maktule karşı atışları sonrası bu araç uzaklaşırken arkadan tabancayla atışlara başlayıp, cadde üzerinde koşarak bu araca atışlara devam ederken yaklaştığı 33... .. plakalı araç içerisindeki sanıklardan ...'in bu araçtan aldığı av tüfeği ile maktule iki el ateş etmesi ve bir isabet alan maktulun ölümüne neden olunması,
Maktulün gerek kendisinin gerekse bekleyen müştekiler ..., ... ve ... 'ın sanık ...'in atışları sonrasında isabet almamaları sonrasında maktul ...'ın montunun cebinden çıkardığı silah ile karşılık vermemesi, veya 06 A.. 1.. plakalı aracın olay yerinden uzaklaşmaya başladığı sırada maktul ...'ın aracın arkasından koşarak ateş etmemesi durumunda olayın sona erme ihtimalinin fazla olması,
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza dairesinin Cumhuriyet savcısının katılanlar ..., ..., ... 'a karşı öldürme suçuna teşebbüs suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelen, katılan ... vekilinin kendisine yönelik öldürme suçuna teşebbüs suçundan kurulan beraat hükmüne katılan ... vekili ile Cumhuriyet savcısının istinaf itirazının incelenmesinde;
... sanıklar ... , ... , ... ve ...'ın bulunduğu 33... plakalı sayılı aracın olay yerine geldiği, katılanlar ve maktulün yanında durmayarak biraz daha ilerledikten sonra yol kenarında durduğu, ardından içerisinde sanıklan ..., ... ve ...'in bulunduğu 06... plakalı sayılı aracın saat meydanına gelerek katılanlar ve maktule yakın ve onları görecek şekilde yolun ortasında durduğu, aracın sağ arka tarafında oturan sanık ...'in araçtan inmeksizin açık olan araç camından gözdağı vermek ve korkutmak amacıyla ele geçmeyen silahla katılanlar ..., ..., ... ve maktulün bulunduğu tarafa 5-6 el ateşi ile katılanların sokağın diğer tarafına kaçıştıkları, ateş edildiği sırada sırtı dönük olan maktulün üzerindeki tabanca ile sanık ...'in ateş ettiği aracın arkasından uzaklaştığı sırada ateş etmeye başladığı, maktulün karşılık vermesi üzerine ileride duran araçta bulunan sanık ...'in sanık ... ile birlikte araçtan inerek ele geçmeyen uzun namlulu tüfekle maktule ateş ederek ölümüne neden olduğu ve hep birlikte olay yerine geldikleri araçlarla olay yerinden ayrıldıkları olayda; fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılan sanıkların katılanlar ..., ..., ... 'a yönelik nitelikli tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek ve yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı görülmüş olması,
Ez cümle; Tüm sanıkların olay yerine gelmeden önce maktul ve yanındakilere silahlarla ateş edileceği, oradaki 4 şahsı yaralayacakları veya onları öldürme veya öldürmeye teşebbüs edileceği hususunda aralarında konuştukları, plan ve iş bölümü yaptıkları hususunda aleyhlerine hiçbir delil bulunmaması karşısında şüpheden sanık yararlanır şeklindeki Ceza hukukunun temel kuralıda gözetilerek olayın sanık ...'in ani bir karar kastıyla öldürme fiilini gerçekleştirmesi karşısında, araçlarda silahsız bekleyen sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın sanık ...'in öldürme fiilini gerçekleşeceğini bildikleri ve bu fiile katkıda bulunmak bilinç ve iradesiyle hareket ettikleri yönünde hiçbir delil bulunmadığı yani CMK' nun 223-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle bu sanıkların öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yine bu bağlamda olay öncesi sanık ... ile sanık ... arasında maktulün öldürülmesi hususunda anlaşma ve hareket etmede ... bulunduğu tespit edilemediğinden sanık ...'in Sürücü sanık ...'nin dönemeçte duraklaması sırasında tabancayla önce müştekiler ..., ... ve ... 'a ve daha sonra yakındaki park halindeki otomobilin arka tarafını siper alan maktule karşı atışları sonrası onu vuramamasına rağmen birden fazla ve hedef gözeterek öldürmeye elverişli tabanca ile ateş etmiş olmasının sanık ...'in maktulu öldürme suçuna iştirak niteliğinde olmayıp, TCK'nın 81... maddeleri kapsamında öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu,
Sanık ...'nin ise aracını dönemeçte duraklatması sebebiyle sanık ...'e maktule ateş etme imkanı sağladığı, bu eyleminin TCK'nın 39/2- c maddesindeki Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak niteliğinde yani TCK'nın 81, 35... /2-c maddeleri kapsamında olduğu kanaatindeyiz.