"İçtihat Metni"
T U T U K L U
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1534 E. 2024/1397 K.
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstinaf bozması üzerine verilen Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2024 tarihli ve 2024/208 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 29, 53. maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 29.05.2024 tarihli ve 2024/1534 Esas, 2024/1397 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Katılanlar vekilinin 01.05.2024 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesi ile hükmü istinaf ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin anılan hükme dair istinaf başvurusu hakkında herhangi bir karar verilmediği, sanık müdafiinin istinaf talebi ile sınırlı olarak inceleme yapıldığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf istemi ile birlikte katılanlar vekilinin istinaf başvurusu yönünden de bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 29.05.2024 tarihli ve 2024/1534 Esas, 2024/1397 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameden farklı düşünceyle oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. bendi uyarınca bozma ilamının içeriği de dikkate alınarak takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Katılan vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince karar verilmemesinin bozma nedeni yapılamayacağı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No.lu Protokol'de yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için re'sen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar re'sen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmektedir. Buna göre, istinaf kanun yolunda dosya üzerinden veya duruşma açarak yapılan inceleme sırasında, bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemelerinin maddi ve hukuki soruna ilişkin tespitleriyle bağlı değildir.
Bu nedenle, bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin sabit kabul ettiği olayları denetleyecek ve yeniden değerlendirebilecektir. Diğer bir ifadeyle, istinaf kanun yolunda, ilk derece yargılamasında olduğu gibi dosyadaki bilgi ve belgelerle bağlı olmadan her türlü araştırma yapılarak, hatalı veya hukuka aykırı olduğu iddia edilen ilk derece mahkemeleri tarafından verilmiş son kararlar, hem maddî hem de hukukî yönden incelenmekte ve denetlenmektedir. CMK m. 280/1-a’da istinaf kanun yolunda denetlenecek hususlar, ilk derece mahkemesinin kararında “usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunup bulunmadığı”, “delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olup olmadığı” ve “ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olup olmadığı” şeklinde sayılmıştır.
İstinaf kanun yolu, kural olarak resen başlamayacağından, başvuruya hakkı olan kişiler, istinaf iradelerini kanunda gösterilen yerlere yine kanunun öngördüğü şekle uygun olarak açıklamalıdır. Dilekçe veya beyanın içeriğinin nasıl olması gerektiği hususunda CMK’da açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak kanun yoluna başvuru nedeni diğer kanun yollarında olduğu gibi, hukuka aykırılık olmak zorundadır. Nitekim temyiz kanun yolunda hukuka aykırılığın ne anlama geldiği açıklanmıştır. CMK m. 288/2’e göre “bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması” şeklinde tanımlanmıştır. Bu sebeple istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi hâkimi tarafından uygulanan hukuk kuralının doğru uygulanıp uygulanmadığını inceleyecektir. Söz konusu hukuka aykırılık, kararın bozulmasına ve düzeltilmesine sebep olan usule veya esasa ilişkin herhangi bir husus olabilir.
Ancak dikkat edilmelidir ki, Buna karşılık, istinaf kanun yoluna başvurulurken CMK m. 273/4 uyarınca sanık ve katılan istinaf nedeni göstermek zorunda değildir. İstinaf kanun yolunda yapılacak denetim tarafların başvuru nedenleriyle sınırlandırılmadığından, istinaf kanun yolunda ilk derece mahkemesinin kararını hatalı veya hukuka aykırı yapan maddi ve hukuki sorunların tamamı incelenmeli ve denetlenmelidir. Buna göre, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmayacaktır. Dolayısıyla, CMK m. 273/5’de yer alan özel hüküm nedeniyle Cumhuriyet savcısı dışında kalan kişilerin, istinaf nedenini belirtmeden sadece kararı istinaf etme iradelerini göstermiş olması, kararın istinaf kanun yolunda denetlenmesi için yeterli olacaktır. Cumhuriyet savcısı dışındaki kişilere istinaf başvurularında neden gösterme zorunluluğu yüklenmediğinden, bu kişiler tarafından yapılan istinaf başvurularında nedenlerle sınırlı olmaksızın inceleme yapılacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. İstinaf incelemesi bakımından, CMK m. 294 ve m. 301’de temyiz incelemesi bakımından düzenlendiği gibi, istinaf incelemesinin nedenlerle sınırlı yapılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla istinaf başvurularının incelemesinde başvuruda gösterilen nedenlerle bağlı olmadan hüküm tüm yönleriyle incelenmelidir.
Öte yandan, istinaf kanun yolunda her dosya bakımından duruşma açılarak olay yargılaması yapılmayacaktır. Bölge adliye mahkemesinin yargılama yapmadan dosya üzerinden istinaf başvurunu esastan reddetmesi, hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunu reddetmesi ve bozma kararı vererek dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi mümkündür. Nitekim CMK m. 280/1-a uyarınca, bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verecektir.
Bu bağlamda, katılan vekilinin Bölge Adliye Mahkemesine başvurusuyla aleyhe istinafın gerçekleştiği konusunda bir tereddüt olmamakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere istinaf kanun yolunda istinaf sebebiyle bağlı bir inceleme yapılmadığından, usule uygun bir istinaf istemi üzerine hükümdeki tüm hukuka aykırılıkların denetlendiği kabul edilmesi gerekmesi yanında, kesin hukuka aykırılık halleri haricinde muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların hükme etkili olmadıkça bozma nedeni yapılamayacağı hususları dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin katılan vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar vermemesi esasa ilişkin bir hukuka aykırılık teşkil etmediğinden, sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak edilmemiştir.