Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2024/3888 E. 2026/3175 K.

"İçtihat Metni"

T U T U K L U

D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E

T A L E P L İ

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/752 E., 2024/767 K.

SUÇ : Nitelikli kasten öldürme

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2023 tarihli ve 2023/334 Esas, 2023/455 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/752 Esas, 2024/767 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; gerekçeye, mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna, sanık ile maktul arasında husumet bulunmadığı ve sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğinden bahisle suç vasfına, meşru savunmaya, sanığın öncelikle beraatine karar verilmesi aksi kabul halinde eyleminin taksirle ölüme neden olma ya da yaralama olarak değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın eylemi ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığına, eksik incelemeye ilişkindir.

2.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna, sanığın eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiğinden bahisle suç vasfına, sanık lehine haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğine, cezanın teşdiden belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

1.Dosya kapsamına göre, maktulün ölümünün otopsi raporundan anlaşıldığı üzere kesici delici alet yaralanması sonucu göğüs kemik kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, maktulün vücudunda başkaca bir yaralanma bulunmadığı, dosyada mevcut görüntü kayıtlarına göre ilk sanığın cebinden bıçağı çıkardığı ve sonrasında maktulün çıkardığı, maktulün kız arkadaşının olduğu grubun sanık tarafından davet edilmesini istemediği ve buna ilişkin sanığa "oğlum hayırdır" şeklindeki hitabı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kesici delici alet ile yaralaması sonucu maktulün ölümünün meydana geldiği, suç vasfının belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, meşru savunmanın uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, sanığın öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Oluş ve kabule göre; olay tarihinde samimi arkadaş olan maktul ve sanığın ortak arkadaşları olan tanıklar ..., ... ve ... ile birlikte gezmek için ...'a ait arabayı almak istedikleri ve ...'in evine gitmek üzere yaya olarak yürümeye başladıkları, yürüdükleri sırada ...'in "kız falan yok mu akşama çağıralım" diye söyleyip sanık ...'dan kız arkadaş grubunu aramasını istediği, kız arkadaş grubu içinde maktulün de kız arkadaşı olan tanık...'ın da olması nedeniyle sanık ...'ın ...a sormasını söylediği, maktulün "hayır aramayalım" diyerek tepki gösterdiği ancak sonrasında ikna edildiği ve sanığın telefon ile aralarında maktulün kız arkadaşının da bulunduğu kız arkadaş grubunu arayıp "geleceğiz, hazırlanın" dediği, sanık ..., ... ve ...in önde, maktul ve ...'ın yaklaşık 2 metre kadar arkada yürüdükleri esnada, maktulün sanığa şaka yollu "oğlum hayırdır" diye seslendiği, sanığın maktulün bulunduğu yöne doğru döndüğü ve kelebek olarak tabir edilen bıçağı çıkarttığı ardından maktulün bıçağını çıkardığı, sanık ve maktulün ellerindeki bıçakları birbirlerine doğru savurdukları ve gülüştükleri, bu sırada maktulün bir anda "yaralandım" diyerek sol göğüs bölgesini tutarak olay yerinden hızla uzaklaştığı, aynı istikametteki çiğköfteciye girdiği, ardından koşup maktule yetişen sanık ve tanıkların maktulün yarasına tampon yaparak ambulans çağırdıkları ancak maktulün hastanede vefat ettiği anlaşılan olayda, heyetçe izlenen olay anına ilişkin kamera görüntüleri ile tanık beyanlarına göre maktulün şaka yollu "oğlum hayırdır" şeklinde seslenmesinden sonra ilk olarak sanığın bıçağını çıkartıp hamleye başladığı ardından maktulün bıçağını çıkartmasıyla tarafların birbirlerine doğru geldikleri, bu kapsamda ilk haksız hareketin sanıktan geldiği anlaşıldığından koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin sanık lehine uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görülmekle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/752 Esas, 2024/767 Karar sayılı kararının "haksız tahrik" yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’den farklı gerekçeyle oy birliğiyle BOZULMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.04.2026 tarihinde karar verildi.

§