Kamulaştırmasız El Atma Davaları - Hukuki El Atmanın Unsurları

Kamulaştırmasız El Atma, idarenin haksız fiilleriyle vatandaşın mülkiyet hakkının kısıtlanmasıdır. Bu yol yapmak, kaldırım yapmak gibi nedenlerle fiili el atma şeklinde olabileceği gibi, imar planından kaynaklı kısıtlamalardan dolayı hukuki el atma niteliğinde de olabilir. Bu yazımızda hukuki el atma konusuna ışık tutacağız. Yargıtay ve Danıştay uygulamalarında da istikrar kazandığı üzere, bir taşınmaz üzerinde el atmadan bahsetmek için fiili el atmanın varlığı şart değildir. Mülkiyet hakkının kısıtlanması hukuki el atma neticesinde de gerçekleşebilmektedir.
Bu doğrultudaki Anayasa Mahkemesi, 28.03.2018 tarihli ve 2016/196 E. - 2018/34K. Sayılı kararında:
'' ... Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Gayrimenkul malların mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin; mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. İmar planları onaylanarak idare ve bireyler açısından hukuki sonuçlar doğurmaktadır. İmar planlarının onaylanmasından sonra özellikle imarlı alan içinde bulunulacak her türlü imar ve yapı faaliyetlerinde imar plan ve programlarına uygun davranma, her türlü yapı için ilgili idareden izin alma ve izin ilkelerine uygun olarak yapı inşa etme yükümlülüğü ilgililer açısından doğmaktadır. Bunun yanında taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması henüz bir kamulaştırma yapılmayıp fiilen de taşınmaza el atılmadığı için mülkiyet hakkını ortadan kaldırmamakla birlikte malikin mülkiyet hakkından doğan yetkilerini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bu kapsamda kamu hizmet alanı olarak ayrılmasından dolayı taşınmaz üzerinde inşai faaliyette bulunulabilmesi mümkün olamadığı gibi bu durumun satış, bağış, ipotek ve diğer irtifak haklarının tesisi yönünden yapılacak işlemler ve taşınmazın rayiç değeri bakımından da olumsuz etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla imar uygulamalarının ve bu bağlamda taşınmazların imar durumunun kamu hizmet alanı olarak belirlenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur. Nitekim 2942 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinde de uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılması nedeniyle malikin tasarrufunun hukuken kısıtlandığı kabul edilmiştir. Bununla birlikte itiraz konusu kuralda olduğu gibi mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın belirsiz veya uzun süreli olması durumunda da mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur.'' şeklinde hüküm kurulmuştur.
Aynı şekilde Danıştay 6. Dairesinin 2011/8152 E. , 2013/2702 K. ve 17.04.2018 tarihli kararı da: "... Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır. Ancak, bundan da öte; uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir." gerekçesiyle söz konusu uyuşmazlıkları "kamulaştırmasız el koyma" kapsamında değerlendirmiş ve idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibinin, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği sonucuna varmıştır." şeklinde olup, hukuki el atma konusunda mülkiyet hakkı kısıtlanan vatandaşın haklarını güvenceye almıştır.
Yerleşik uygulamalara göre hukuki el atmanın varlığından bahsedebilmek için bir takım unsurların varlığı gerekmektedir. Bunlar:
-
İmar planı uygulamasının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaması gerekmektedir.
-
Mülkiyet hakkı kısıtlanan vatandaşın uzlaştırma kurumuna başvurması ve bu bağlamda ilgili idareye başvuruda bulunması gerekmektedir.
-
İmar planı ile yapılaşma hakkının tamamen malikin elinden alınmış olması gerekmektedir.
Yukarıda sayılı unsurlar oluşmuş ise hukuki el atmanın varlığı sabittir. Hukuki el atma hususunda emsal karar aramak veyahut sorularınızı sormak için yapay zeka botlarımızdan faydalanabilirsiniz. Artık yapay zeka hukuk konusunda vazgeçilmez bir tamamlayıcı niteliğindedir. İşlerinizi hızlandırmak ve saatleri dakikalara indirmek için uygun fiyatlı paketlerimizi inceleyebilirsiniz.
Bu konuyu kendi dosyanda çözmek ister misin?
Consülto, dosyanı analiz eder, ilgili Yargıtay kararlarını getirir ve dilekçeni yazar. İlk 2 token ücretsiz.
Ücretsiz Dene

